Xêro Abbas: Müzik benim kimliğimdir

51

Kürt müziğinin sevilen ismi Xêro Abbas çıkardığı “Barana Şevê”(Gece Yağmuru) adlı yeni albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı. Dördüncü albümü olan çalışma, Abbas’ın bir çok anlamda başarılı ve kaliteli bir çizgi tutturduğunu söylemek mümkün. “Şarkı söylediğimde kimseyi görmüyorum” diyen sanatçı yaşadıkları yetersizliklerinin de olduğunu ve bunu da okuyamamaya bağlıyor. Sanatçı Xêro Abbas’la yaşamını, müzikalitesini, Kürt müziğini ve yeni Albümü “Barana Şevê”yi konuştuk.     

– Xêro Abbas nerden nereye, nerde doğdunuz? Biraz yaşam serüveninizden bahseder mi siniz?

– Ben Qamişlo’luyum. 1962 yılında doğdum. Orta okula kadar okudum. 1979 yılında Şam’daydım. Bir yıl Beyrut’ta kaldım. Bir devrimci olarak tabi… Yaşamımda şarkı söylemek hep vardı, fakat bir gün bu kadar olacağını düşünememiştim. 1986’da Almaya’ya gittim. Almanya başka bir dünyadır. Avrupa’da yaşam çok disiplinlidir. Her şey robot gibidir. Yavaş yavaş alıştım bu duruma. Bazen odama geçer saatlerce ağlarım. Çünkü etrafında kimseleri göremeyebiliyorsun. Ameliyat olduğum zaman anladım. Ülkede herhangi bir hastalıkta etrafın insanlardan dolardı. Ama burada hiç kimse yok.

– Yaşamınızda müzik nasıl başladı ve ne derecelerden geçip bu günkü müzikal yaşamınıza ulaştınız?

– Her zaman müzik yapacağım. Müzik benim kimliğimdir. Oradan başladım. Kurumumuz vardı. Bir defasında festival olacak dediler. Kuruma gittim. Sesi iyidir dediler. Baktım biri saz çalıyor, bende okumaya başladım. Çok şarkı da bilmiyordum. Provalar yaptık. Festival başlarken sahneye çıktım. Yani müzik hayatım o zaman başladı. Benim için başlangıçtı.

– İlk albümünüz nasıl çıktı ve nasıl bir reaksiyon aldınız?

– 1988’den 1992’ye kadar Koma Berxwedan’da çalıştım. Birinci albümümde çok çabaladım, kendimi bir şekilde toparlamaya çalıştım. Bazı arkadaşlar sayesinde albümü yaptık. Nasıl yapılacağını bilmiyorduk. Okuyorduk şarkıyı ama nasıl ve ne için okuduğumuzu bilmiyorduk. 1992’de Merdan, Şehit Sefkan ve diğer bazı arkadaşlarla oturup çalıştık. Sonra karar verdik ve ilk albümüm 1998 yılında çıktı. İnsan işin okulunu okumamışsa doğal olarak işi yanlış yapabilir. O zamanlar albümü olmayan insanlar sanatçı olarak görülmezlerdi. Bende ilk albümüm “Xerîbo”yu çıkardım. 2002’de “Westiyabûm”, 2004’te “Axîn”i çıkardım.

– Albümünüzü yaparken nasıl altyapısını hazırlıyorsunuz ve hangi kriterlere göre şarkılarınızı seçiyorsunuz?

– Ben her zaman söylerim; biz Kürtler el âlemin hep tersini yapıyoruz. Herkes her işi yapıyor. Bence herkes kendi işini yapmalı. Sazcı sazını çalmalı, şair şirini yazmalı, şarkıcı da şarkısını söylemeli. Âlem günlerce bir şarkı yapana kadar… Ama biz sazı elimize alır almaz şarkıyı yapıyoruz. Ben kendim şarkı yapmam. Şarkı sözü yazmam. Ben müziğin okulunu okumadım ki şarkı yapıp müzik icra edeyim. Sahnede doğaçlama söylerim bazen şarkılarımı. Aklımdan herhangi bir şey üzerine şarkı okuyabilirim. Bu ilahi bir şeydir. Hekim Sefkan, Helîm Yûsiv, Cegerxwîn ve daha birçok şair ve yazar var. Benim yazmam gerekmiyor. Her şey uzmanca yapılmış. Daha çok Hekîm Sefkan’ın şiirlerini okuyorum ve hep ona danışırım.

– Sahne üzerinde performansınız çok farklı, çok içten gelen bir duyguyla dinleyiciye hitap edip gönlünü fethediyorsunuz.

– Şarkı söylediğimde kimseyi görmüyorum. Aşk şarkılarını kalpten söylüyorum. Çok kişi bana sahne üzerinde çok farlı olduğumu söylüyor. Doğrudur. Sahne üzerinde içimden gelen şeyi yaparım. Kimse bana şunu yap demez. Dediği zaman yapamam. Kendim kendime şarkılarımı söylemem gerekiyor.

– Kürt sanatçılar kendi “ülkemiz” derler hep, sizce bu içten gelen bir istek mi? Çoğunun da gelme imkanı olmasına rağmen gelmiyorlar.

– Eğer ülkede olsaydım şarkı söyleyemezdim. Yapamazdım. Hiç bir imkân yoktu. İçinde bulunduğum toplumdan hiçbir şekilde destek alamazdım. Öyle bir durum söz konusu değildi. Avrupa’ya gidince aklımda okumak vardı. Ama olmaz dedim. O zaman Huner-Kom bana yol açtı. Akademi benim için bir moral oldu. Baktım herkes oradaydı; Seyidxan, Zozan, Şiyar Munzur ve daha birçok sanatçı… Bu benim için bir şanstı. Çünkü bana çok yardımcı oldular.

– İlk albüm ve son albümünüz arasında nasıl bir müzikal paralellik var?

– Her albümde başka bir şey öğreniyorum. Hiçbir albüm tam anlamında çok iyi olmaz. Müzikal anlamda bayağı ilerlediğimi düşünüyorum. Ses, sahne üzeri performans, sesin rengi, sesin kullanılışı v.s… Şarkılarım çok farklıdır ve onları okuyabilmek için de ses gerek. Şarkıyı okurken içimde ne kavgalar ediyorum. Dinleyicilerimiz gibi eskisi gibi değiller. Her şeyi çok iyi biliyorlar. Örneğin İstanbul’da biri geldi dedi ki “Bir daha albümün böyle çıkarsa, tabancamı çıkarır kafana sıkarım”. Bu senin sesin değil dedi. Senin sesini dinlemek istiyorum dedi. Albüm ve canlı performans arasında çok fark var.

– Müziği icra ederken sizin için öncelikli olan şey nedir, müzik, Kürtlük duygusu v.s…

– Kürtlük duygusu beynimizde ekmek ve su gibidir, fakat sanatsal yönünü ön plana çıkarmak istiyorum. Evrensel olanı, Kürtler zaten bizi dinliyor. Önemli olan dünyanın bizi dinlemesidir. Dünya insanı daha önce Kürt müziğini dinlemesi gerekiyordu. Ya da dinletmemiz gerekirdi bir şekilde. Bu da Kürt sanatçısının sorunudur. Müzik dünyanın dilidir. Yapılan şarkı ve müzik dünya standardında olmalıdır. Her milletin sesi şarkıcılarından dolayı duyulmuştur. Biz Kürt sanatçıları ise sadece Kürtleri düşündükleri için kimse dünya tarafından duyulmadı. Çok şaşırıyorum. Bizim festivallerde diğer halklardan sanatçılar davet edilmelidir. Herkes ticari açıdan bakıyor, kimse sanatsal olana bakmıyor. Bilmiyorum. Umutluyuz. Çabalıyoruz. Fakat yeni nesiller daha iyi olacaklar.

– Kürt müzisyenler ne okur, ne dinlerler ve ya ne tür araştırmaları var?

– Ben yeni şeyler dinlerim. Yabancıları da dinlerim. Fakat araştırma falan benim işim değildir. Bu biraz genç konservatuarlı arkadaşlarımızın görevidir. Biz bir koşturmaca içindeyiz. Problemlerimiz bitmez. Zamanımız yok. Eski sanatçılardan bahsediyorum. Önceleri nasıl müzik diye sorduklarında, okumaları gerektiğini söylerdim. Ama bugünkü gençler okumalı ve her şeyi yordamına göre yapmalılar. En az üç-dört çalgı aleti çalabilmeliler. Notalarıyla başarılı olmalılar. Bizden geçti artık. Çocukluktan başlanmalı bu işlere. Yeni başlayanlar gidip okumalı. O zaman dünya müziğini de çok iyi anlayacaktır. Felsefesini, pop, klasik ve ya diğer tarzları öğrenecekler.

– Yeni albümümüz “Barana Şevê”de nasıl bir çalışma yöntemi geliştirdiniz ve kimlerle çalıştınız?

-Albüm çok zengindir. Hekim Sefkan’ın şarkıları var albümde. Maxmur’dan Ferhatîn’in şarkıları var. Abbas Ehmed’in iki şarkısı var. Birçok teknik problemde çıktı aslında. Barana Şevê Hekim Sefkan’ın bir şarkısıdır, albüme ismini verdiğim şarkıdır.

ANF NEWS AGENCY

AYDIN ORAK