MKM bize hayal etmeyi öğretti

71

Yönetmen Kazım Öz, 20. yılını geride bırakan MKM’nin Kürt sinemasındaki rolünü değerlendirdi: “Tiyatroyu hep gördüklerimiz üzerinden tanımlardık. Bildiğimiz tek şey coğrafyamızda doğallığında bulunan öykülerin karşımıza çıkmasıydı. MKM biraz da bunu yıktı. Hayalini kuramadığımız şeyleri hayal etme fırsatı sundu.”

MKM bize hayal etmeyi öğretti

İlk bölümde MKM’nin ne gibi koşullarda kurulduğunu, bütün engelleme ve baskılara rağmen inancın ve özverinin zaferiyle gün gün nasıl büyüdüğüne yer verdik. Bu bölümde de MKM sinema biriminin kuruluşunda yer alan ve bugün de birimde faaliyetlerini sürdüren yönetmen Kazım Öz ile aktivitelerini kurum bünyesinde çeşitli alanlarda yürüten çalışanlarla görüştük. Görüşünü aldığımız bütün çalışanlar MKM’nin Kürt kültürü ve sanatı noktasında, yürütülen asimilasyon politikalarına karşı bir milat olduğunu belirtiyor. Çalışanlar, bugün sürdürülen faaliyetler ile de bu kültürün kendine has özelliklerini koruma ve geliştirme misyonunu üstlendiği noktasında hemfikir olduklarını ifade ederek yarın Yedikule Zindanları’nda yapılacak etkinliğe ilişkin de duygu ve düşüncelerini aktardılar.

Kürt sinemasının adı konuldu

MKM sinema biriminin kuruluşunda yer alan ve kurum bünyesinde çektiği çok sayıda filmle önemli başarılara imza atan yönetmen Kazım Öz, kuruluş yılları ve o yıllardan önce Kürt sinemasının içinde bulunduğu durumu anlatarak söze başlıyor. MKM kurulmadan önce adı konulmamış bir Kürt sinemasından kısmi olarak bahsedilebileceğini belirten Öz, Yılmaz Güney’in yaptığı çalışmaları bu çabanın merkezine koyuyor. Güney’in konuları, karakterleri, öyküleri, kültürel yapısı Kürt olan ama dili Türkçe olan bir sinema yaptığını vurguluyor. MKM ile birlikte ise, adı konulmuş bir Kürt sinemasının vücut bulduğunu vurguluyor.

Örgütlü-kolektif ruhla var olduk

MKM’de sinema çalışmalarının kuruluş ile birlikte başladığını kaydeden Öz, o yılları şöyle özetliyor: “Bir grup amatör sinemacı ilk yıllarda birtakım denemelerde bulunmuş ancak altyapısız ve eğitim sorunları çözülemediği için bu girişimler başarıya ulaşamamıştır. Birkaç yıl sonra 95 – 96’larda yeniden başlatılan çalışmalar daha sistemli ele alındığından önemli bir gelişmeye yol açmıştır. Ahmet Soner ve Hüseyin Kuzu öncülüğünde eğitim atölyesi şeklinde başlatılan çalışmalar ciddi bir düzeyi yakalamış, üniversiteler dışında gerçekleştirilen ilk ciddi sinema eğitim atölyeleri olmuştur. Birkaç yıl sonra bu atölyelerde yetişen bir grup öğrenci bir araya gelerek MKM sinema birimini oluşturmuştur.” Öz, örgütlü-kolektif bir sanat grubu olarak kendini sürdüren bu ekibin kısa sürede pratik çalışmalara yönelerek o günden bu yana yirminin üstünde kısa, belgesel ve uzun metraj film projelerini ürettiğini ifade ediyor.

İktidarcı değil devrimci sinema

Bir araya gelişlerinin temel amacının ticari, kapitalist, iktidarcı sinemaya karşı devrimci sinemayı geliştirmek olduğunu sözlerine ekleyen Öz, birimin Kürt ve ezilen diğer ulus ve sınıfların sorunlarını estetik bir bakış açısı ile işleyerek alternatif bir alan örgütlemeyi önüne hedef koyduğunu söylüyor. Slogancı, kaba ve sanatı araçsallaştıran bir duruma düşmeden, haklıyı ve ezileni savunduklarına da dikkatleri çekiyor. Günümüzde film çekme pratiklerine devam eden birçok yönetmen, senarist, sanat yönetmeni ve teknikerin buradan yetiştiğini belirten Öz, birimin küçük bir okul görevi gördüğünü söylüyor.

Yeniden yapılanmaya ihtiyaç var

MKM’nin bütün engellere rağmen 20. yılını geride bıraktığını kaydeden Öz, yaşamlarının büyük bir bölümünü kurumda geçirdiklerini ve MKM’nin gururla arkasında durabileceğimiz bir emek tarihine sahip olduğunu söylüyor. 20. yıl dolayısıyla, güçlü bir tartışma yaparak MKM’nin bir yenilenmeye, genişlemeye ve üretim-eğitim eksenli anlayışla, yeniden yapılanmaya şiddetle ihtiyaç olduğunu da vurguluyor. Sinema birimi, MKM içinde gelişip özgün bir kurumlaşmaya giden tek birim olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “On beş yıllık birikimini doğru değerlendirebilir, örgütlülüğünü koruyup geliştirebilir ve mevcut düşünsel ve pratik eksikliklerini aşabilirse, birimin Kürt sineması ve devrimci sinemanın gelişimine büyük katkısı olur.”

KOM geleneği oluştu

MKM’nin yürüttüğü kültürel etkinlikler arasında müzik çalışmalarının çok ayrı bir yeri var olageldi. Müzik binlerce yıldır sözlü olarak devam ettirilen Kürt kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılmasında çok merkezi bir konuma sahip oldu. Bugün de bu stratejik önemini devam ettiren Kürt müziği 90’lı yıllardan şimdiye MKM bünyesinde kurulan KOM’larla temsilini buldu. KOM geleneğinin çok dinlenen ve şarkıları dilden dile dolaşan bir aktörü de Koma Agirê Jiyan’dı. Dışarda kurularak kurum bünyesinde 1992 yılından bu yana çalışmalarını sürdüren Agirê Jiyan’ın kurucularından Ali Geçimli ile MKM kuruluş yıllarını konuşmaya devam ediyoruz.

Baskılar üretim şevkimizi arttırdı

MKM’nin dışardan bakıldığında Kürt kültürüyle birlikte onun siyasal duruşunu yansıtsan bir kurum olarak görüldüğünü kaydeden Geçimli, “Halklarla olan iletişimi de sağlıyordu. Diğer halklar bizim yaptığımız çalışmaları model alabiliyordu. Kürtlerle ilgili bilgi edinmek istediklerinde de ilk başvurdukları kurum MKM’ydi” diyor. Kuruluş yıllarında çok zor koşullarda çalışma yürüttüklerini vurgulayan Geçimli, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Davalardan ve işkencelerden geçtik. Kürt ve Kürdistan kelimesini insanlara kabul ettirmek kolay olmadı. Baskılar bizim üretim şevkimizi arttırdı. Elbette ki bedel ödedik ama sonunda biz kazandık.”

MKM kültürel inşada rol aldı

Kurumun o dönemde bir anlamıyla varolma misyonunu yerine getirdiğini, bundan sonra da bu eksende ulusun kültürel inşasını tamamlamasına yardımcı olacağını ifade ediyor. 19 yıldır çalışmalarını sürdüren Geçimli, “Bu kadar zaman geçmesine rağmen büyük bir özlem var. Yurtiçi, yurtdışı birçok konsere gittik. Kürtlerin ne kadar büyük bir halk olduğunu gördüm. Bu kadar büyük bir halkın neden özgürleşemediği, niye bir türlü haklarını alamadığı düşüncesi içimde bir ukde. Umutluyum mücadele devam ediyor, devam ettiriyoruz. Halkımızın özgürlüğünü alacağına inanıyorum ve bu yüzdendir ki durması gereken yerde duruyorum” diyor. 20 yıl etkinliğine ilişkin ise kurumun kuruluşundan bugüne belirli dönemlerde çalışmış arkadaşlarla aynı sahneyi paylaşacak olmanın heyecanı içinde olduğunu ve orada duygusal anların yaşanacağını belirtiyor.

Varoluşumuzu sahneleyeceğiz

Kurumun çeşitli birimlerinde faaliyetlerini sürdüren MKM çalışanları da 20. yıl etkinliğine ilişkin duygu ve düşüncelerini belirtti. 1996 yılında MKM’de aktivitelerine başlayan Nurcan Değirmenci, Koma Vengê Sodirî, Koma Asmin ve Şahiya Stranan da yer aldı. Kuruma katılmadan önce de müzikle uğraştığını ve halk müziği söylediğini kaydeden Nurcan Değirmenci, içinde hep kendi kültürüyle ve kendi dilinde şarkılar seslendirmek isteği olduğunu belirtiyor ve bu düşünceleri içinde barındıran birinin MKM ile tanışmasının kaçınılmazlığına değiniyor. Etkinlikte 20. yılı oluşturan ve kendilerini var eden temel duygu ve düşünceleri ifade edeceklerini de sözlerine ekliyor.

Gökkuşağında ezgiler söylenecek

Çalışmalarına 1996 yılında Koma Vengê Sodirî ile başlayan ve daha sonraları çıkardığı solo albümle devam eden Ayfer Düztaş ise MKM’nin kuruluşundan bugüne Mezopotamya üzerinde yaşayan Kürtlerin ve Anadolu topraklarında yaşayan Lazların, Çerkeslerin, Hemşinlilerin, Gürcüler ve diğer halkların sesini 90’lı yıllardan beri gökkuşağı renginde ezgilerle halkla buluşturduğunu belirtiyor. Bu sene tam da böyle bir gerçekliği etkinlik için hazırlanan afişlerde dile getirildiğini de ifade ediyor. Kurumun en genç katılımcılarından olan Serhat Ertuna’da 2007 yılında Teatre Jiyanu Nu’ya dahil olmuş. Ertuna, Kürt kültür ve sanatının kafamızda temsili bulunmayan birçok fikri şekle soktuğunu söylüyor. “Mesela tiyatro Kürt toplumunda hiç olamayacak bir şey olarak görülürdü. Tiyatroyu hep gördüklerimiz üzerinden tanımlardık. Bildiğimiz tek şey bizim coğrafyamızda doğallığında bulunan öykülerin karşımıza çıkmasıydı. MKM biraz bunu yıktı. Aklımızda hayalini kuramadığımız şeyleri bize hayal etme fırsatı ve olanağı sundu” diyen Ertuna, bir dönemin anatomisini ortaya koyuyor.

Konsept: Alternatif sanat

Dans topluluğunda önemli başarılı çalışmalara imza atan Serhat Kural da diğer çalışanlara göre daha yeni ama katılım tarihi 2000 ve o yıldan bugüne tam 11 yıl geçmiş. Kural, kurumun alternatif sanatı konsept olarak benimsediği için Kürt halkına ve alternatif sanatı arayanlara daha çabuk ulaşan bir yapıya sahip olduğuna değiniyor. 20. yıl etkinliğinin içeriğine ilişkin önemli bilgiler de veren Kural, 3 Eylül Cumartesi günü 19.00’da Yedikule Zindanları’nda gerçekleştirilecek gecenin daha çok konser konseptiyle yürüyeceğini aktarıyor. Etkinlikte MKM bünyesinde aktif olan olmayan bütün gruplarla birlikte, Türkiye’de muhalefet aleminden müzik yapan Bandista ve Karadeniz müziğinin unutulmaz sesi Kazım Koyuncu’nun kardeşi Niyazi Koyuncu ve bunun yanında dengbêj ve ritim gruplarının da sahne alacağını kaydediyor.

Halkın siyasal gerçekliğiyle yüzleştik

O dönemde kendi şarkılarını kendi dilleriyle söylemek için MKM’ye gittiklerine değinen Ali Geçimli, kuruma gitmeleriyle birlikte Kürt halkının var olan siyasal gerçekliğiyle de yüzleştiklerinin önemine dikkat çekiyor. Sadece şarkıları seslendirmekten çok kendi tarihlerini de öğrenmeye başladıklarını ifade ediyor. Kurumun siyasal ve kültürel olarak kendilerine çok şey kazandırmakla birlikte sosyal olarak da çok şey öğrettiğini belirten Geçimli, şunları söylüyor: “Kürt kültürünü geliştirirken aynı zamanda emeği, paylaşımı, yoldaşlığı öğrendik. Hem şarkılarla hem de oradaki yoldaşlık ilişkileri içinde kendi dilimi akademik anlamda da geliştirdim. Tarihsel, sanatsal ve müzikal anlamda kendi gerçekliğimin farkına varıp kendi birikimimi bunun üzerine kurdum.”

SIMILAR ARTICLES