Kürtçe rock’ın vatanı yok

40

Yönetmenler Mehmet Hadi Sümer ve Halil Fırat Yazar Kürtçe rock müzik üzerine bir belgesel çekti. ‘Bé Wetan’ın (Vatansız) gösterim için desteğe ihtiyacı var

Kürtçe rock müziğin, kökeni neye dayanıyor, dalları nereye uzanıyor?

Halil Fırat Yazar: Koma Wetan bir şarkısında diyor ki; ‘Tu bayê sar çi digeri/ Mîna hespa bê gemuzî’… (Sen ey soğuk rüzgar ne geziyorsun, gem vurulmaz bir at gibi…) Kürtçe rock dediğimizde dal-kök gibi durağan bir formda değil de, o gem vurulmaz rüzgar ile tanımlamak ruhuna daha uygun olacaktır sanıyorum. John Lennon’ın da, Flitê Quto’nun da saçlarını dalgalandırmış bir rüzgar.

Belgeselin adı neden ‘Bé Wetan’?

Mehmet Hadi Sümer: İlk Kürt rock grubunun adı Koma Wetan (Grup Vatan) ama grup üyeleri ne bu grubu kurduklarında ne de bu adı aldıklarında vatanlarını görmüşlerdi! Kafkaslarda, ailelerinin sürgünlüğü ve kaçışlarının devamı olarak zaten vatansızdılar. Sadece Kürt rock müziği değil, Kürt müziğinin ana unsuru olarak vatan söyleminin şekillendiricisinin ‘vatansızlık’ olduğunu anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Kürtçe şarkıların sözlerini deşifre ettiğinizde görüyorsunuz ki sevgiliye yapılan güzellemeler bile vatanla özdeşleştiriliyor, ama ortada ezbere bildiğiniz anlamıyla bir ‘vatan’ yok. Belgeselde de müzisyenler kendilerini anlatırken aslında ‘vatansızlıklarını’ anlatıyorlar.

Koma Wetan sizin bu belgeseli çekmeniz için en önemli motivasyon oldu sanırım?

HFY: Evet tabii. Koma Wetan’ı inceleyin, baştan sona ‘delilik’. Çünkü, bu ülkenin koca koca adamlarının oturup, ciddi ciddi bing-bang’ı tartışır gibi, ‘kart-kurt’ teorisini üretmeye başladığı yıllar. Ve ‘kart-kurt’tan değil de, Beatles’dan, Qarapetê Xaco’dan etkilenmek haddini kendinde bulan üç Kürt bir Ermeni gencinin hikayesidir Koma Wetan. Bu aynı zamanda sanatın etkisinin, saltanatların gücünü zaman içinde nasıl komik hale düşürdüğünü içinde barındıran bir gerçektir. Ve daha ilginç olan ise, bu grup kurucusu ve vokalisti Kerem Gerdenzerî 60 yaşına gelene kadar ülkesini görmeden yazdı o kadar şarkıyı. Baştan sona merak yaratan bir grup.

Başka hangi topluluklar var?

MHS: Koma Wetan’la başlayan Kürt rock müziğinin yolculuğu, yine kendi doğdukları topraklardan uzakta Adana’da MKM’de müziğe başlayan Koma Rewşen’e, çıkardıkları iki albümlerini de evde kendi imkânlarıyla basan yeraltı grubu Siya Şevê’ye ve Hakkâri’de ‘sıfır noktasındaki’ ilk Kürt heavy metal grubu olan Ferec’e kadar uzanıyor.

Koma Wetan ekibi belgeselde “Biz bu müziği yapmaya başladığımızda ne Rammstein’ı ne Metallica’yı tanıyorduk. Çalmaya başladıktan çok sonra tanıdık onları” diyor. Kürtçe rock’ın özgünlüğü nerede?

HFY: Sanatta doğal duygu çakışmaları normal bir durum. Belki şu anda bile dünyanın iki ayrı kıtasında, iki ayrı müzisyen, aynı gökyüzünün yıldızlarına bakıp yazıyordur şarkılarını. Kaldı ki metal müzik Rammstein ya da Iron Maiden vs. isimleriyle bir aidiyet kazanmış olsa da, bu isimlerden çok zamanlar önce bile bir uçurumun dibinde yankılanan rüzgarın ıslık sesi, o türü ortaya çıkarmıştı. Kürtçe rock’ta politik kimlik ön plandadır. Rock’n’roll 2. Dünya Savaşı sonrası anti militarist bir kimlikle doğdu. Kürt rock müziği ise kapitalizmin kışında, o ruhu kalbinin serasında yeşertiyor.

Sözlerde hangi tema işleniyor?

MHS: Kürt rock müziği diğer Kürt müzik gruplarına göre daha ideolojik ve politik bir çizgide duruyor. Biçim ve içerik birbirini besliyor ve sözler Kürt müziğinde alışık olduğumuz ‘lê lê ve lo lo’ lardan daha farklı oluyor. Koma Rewşen ‘Zagros’ adlı şarkısında dağları ima ederek ‘Zagros, bu baharda çocuklarını doyurdu’ derken, Ferec ‘Helikopter’ şarkısında 80 darbesini eleştiriyor.

Siz ne dinleyerek büyüdünüz?

MHS: Ailelerimiz gibi Aram Tigran, Xarapet Xaco, Arif Cizrawi gibi Kürt klasik müziğinin ustalarını, dengbejleri dinleyerek büyüdük, hâlâ da dinliyoruz. Ama hepimizin hayatında bir dönüm noktası olarak Koma Wetan’ı dinlemenin öncesi ve sonrası vardır. Dünyanın Beatles’la tanışması neyse Kürdün Wetan’la tanışması müzikal anlamda odur. Eski kuşaklar geleneksel motiflerde daha ısrarcılar tabii ama Kürt modernizasyonu sadece siyasal ve sosyal olarak değil, aynı zamanda kültürel olarak da şekilleniyor. Kürtçe rock popüler değil ama şu anki Kürt rock gruplarının popülarite kaygılarının olduğunu sanmıyorum.

Kürtler için popüler müzik nedir?

MHS: Kürtler için popüler müzik türünün ne olduğunu Kürtlerin bir araya geldiklerinde, alanlarda sokaklarda hangi türküleri bir ağızdan söylediklerinden anlayabilirsiniz. Müzik ile olan ilişkimiz ise malum kapı gıcırtısına bile halaya duran bir halkız. Duygu aktarımında edebiyattaki açığımızı müzikle kapatıyoruz, belki de bu sebepten Türk halkı bizi anlamıyor, çünkü dilimizi bilmiyorlar. Albüm almaya hâlâ çekiniyoruz sanırım, çünkü yasaklı zamanlardaki sakladığımız Kürtçe kasetlerimizin bir kısmı hâlâ toprağın altında duruyor, yeni albümlerde ‘bilinmeyen dil’ vasfına rağmen TRT gibi bir kurum tarafından bile telifsiz olarak kullanılıyor; herhalde TRT6 da para vermemek için bizim gibi internetten indiriyor.

Bir gün Türk müzik kanallarında ‘Kürtçe rock’ dinleyebilecek miyiz?

MHS: Türk müzik kanallarında Türkçe rock bile çok fazla kendine yer bulamıyorken Kürtçe rock dinlemek ne kadar gerçekçi siz karar verin. Çünkü hangi müziğin ne kadar dinleneceğini piyasa belirliyor. Piyasa olmuşsanız, apolitikseniz, magazinelseniz, popüler bir iş yapıyorsanız sonuna kadar kapılar size açık. Misal, bir bakın Anadolu rock gruplarından hangisine denk gelebiliyorsunuz müzik kanallarında? Türkçe sözlü Batı müziğidir tüm gün dinlettikleri, şimdi kaldı ki Kürt rock müzik gruplarına sahne verecekler? Yanında iki de bira satamıyorsa mümkün değil dediğiniz. İlle de olacaksa, Kürtlerin kendi müzik kanallarını serbestçe kurup kendi müziklerini serbestçe dinlemeleri daha makbuldür.

Belgeselden ilginç bir hikâyeniz var mıdır anlatabileceğiniz?

HFY: Adana’da Koma Rewşen ile söyleşi esnasında, arabesk üzerine hararetle konuşurken, dışarıdan aniden bağlama ile arabesk müzik çalınması oldukça ironik olmuştu bizim için.

Bé Wetan ne zaman gösterilecek?

HFY: İlk olarak Diyarbakır’da, Cegerxwin Kültür Merkezi’nin düzenlediği ‘FilmAmed’ günleri kapsamında gösterildi. Büyük bir ilgi gördü. Filmi bölgede sivil itaatsizlik eylemi olarak kurulan Demokratik Çözüm çadırlarında gösterecektik ki polis çadırları bir gecede yerle bir etti. Biz yine de önce bölgede altyazısız, kendi diliyle anlayanlara göstermek istiyoruz. Sonra, eğer sinema salonu bulursak göstereceğiz. Son olarak da filmi izlemek isteyenler için de internette paylaşacağız tabii ki.

Bundan sonraki projeleriniz neler?

HFY: Şu an bir kısa film üzerinde çalışıyoruz. Öyküyü bitirdik. Senaryoya geçeceğiz. Bu yaz çekmeyi öngörüyoruz.

ELİF TÜRKÖLMEZ/radikal