“Her insan önce kendi dilini sever”

140

Kürtçe müziğin efsanesi sesi Ciwan Haco, Hülya Avşar’la yaptığı düete klip çekmek için Türkiye’ye geldi. Haco yeni albümünü, Hülya Avşar tercihini, Türkiye ve Suriye’ye ilişkin görüşlerini CNN TÜRK’ten Safiye Işıklı’ya anlattı.

Sayın Haco, bu defa neden geldiniz Türkiye’ye, Hülya Avşar ile klip çekmek için mi? Albüm için mi?

Asıl gelme nedenim Hülya. Hülya ile bir şarkı okumak istiyordum. Kürtçe bir şarkı okuduk. Klip çektik. Klip çekimleri bitti. İnşallah yakın bir zamanda da, bir hafta sonra televizyonda olacak.

Klip çekimleri nasıl geçti, eğlenceli miydi, hoş anılar oldu mu sizin için?
Gerçekten çok güzeldi Hülya Avşar ile çalışmak. Çok profesyonel biri, işinden iyi anlıyor. Güzel oldu birlikte çalışmamız. Bu çalışma ile vermek istediğimiz mesaj, bu söylediğimiz şarkı ile istiyoruz ki var olan sevgi ve kardeşliği büyütelim, müzik yolu ile. Memleketimizin de buna ihtiyacı var doğrusu. Kürt müziğine de farklı bir enerji lazımdı. Herkes de söylüyordu “Niye Hülya Avşar ile okumuyorsun?” diye. Ben de “Soracağım Hülya’ya” dedim. Sordum, “Oku benimle niye okumuyorsun?” dedim. Gerçekten umuyorum ki türkü de, klip de beğenilsin herkes tarafından.

Düet yaptığınız parça “Bu da gelir bu da geçer”, Kürtçesi ile “Waji te waji derbas dıbe”. Bu türküyü neye göre seçtiniz, özel bir nedeniniz var mıydı?
O müziğin bir hikâyesi var. Ben küçükken 14-15 yaşlarındayken, o türküyü, Diyarbakır radyosundan dinledim. Kulağıma çok hoş geldi. Ablama dedim ki bunu bana Kürtçeye çevir, okuyacağım açıkçası müziğe başlamamda bununla oldu, böyle başladım. Sonra o müzik orijinal kaldı ve ben sözlerini biraz kendime göre değiştirdim, Kürtçeye göre. Sonra dedim, Hülya benimle bu parçayı okusun, yani öyle planlı falan değildi. Ama iyi oldu o parçanın olması. O türkü buralarda tanınmış, bütün Türkiye bu türküyü dinliyor. Dedim ki Kürtçesi de olsun.

Neden Hülya Avşar? Çok fazla türkü okuyan müzisyen var. Aralarında Kürt olan da var. Neden özellikle Hülya Avşar ile düet yaptınız?
Öncelikle şahıs olarak Hülya Avşar’ı seviyorum. Çok insani yanları var Hülya’nın. Müziği, çalışmayı bırakın bir kenara ben onu insan olarak da, şahıs olarak da seviyorum. Prensip sahibi bir insan o yüzden seviyorum onu. Dinleyenlerimden çoğu illa Hülya Hülya dedi. Ben de dedim tamam tamam Hülya Hülya. O da okudu, söyledi bizimle. Mesele bu.

Yeni albümünüz ne zaman çıkacak, içinde neler var? 

Yeni albümüm… O da yakınlarda çıkacak. 2 ya da 3 haftaya kadar çıkacak. Hemen hemen bitirdik. Klasik bir albüm oldu. Mardin’den, Qamışlo’ya gel, oradan Antep’e Maraş’a o dağ arasındaki yolda duyduğunuz ezgiler var içinde. Çocukluğumdan beri istediğim bir şeydi o klasik eserleri ve tanınmama neden olan parçaları  güzel bir renkle, modern bir tarzda, klasik bir müzikle, yeniden beni sevenler dinlesin.

Sizin için Kürt rock müzisyeni ya da caz müzisyeni deniliyor, ama biliyoruz ki her tarzda müzik yapıyorsunuz, tarzınızı neye göre değiştiriyorsunuz ve neden ağırlıklı olarak rock müzik?


Yaptığım müzik karışık. Yani içinde her şey var.  Hatta arabesk bile var. Arabesk, hem Türkçe hem Kürtçe hem Farsça hem Ermenice, hem Süryanice, hem Arapçadır. Zaten hata burada yapılıyor, arabesk müzik Arap müziğine sıkıştırılıyor, bağlanıyor. Bu çok yanlış… Arabesk bir Ortadoğu müziğidir.

Rock müziğe gelince, gençtim ben Almanya’ya geldiğimde. Rock, pop, caz, dinledim. Çocukluğumdan beri, Qamışlo’da, Suriye’de yaptığım müzikler yüzde yüz Almanlarınkine benzemiyor. Ama şimdilerde tüm müzikler birbirine çok yakın, bir oluyorlar açıkçası.

İlk albümünüz 1970’de çıktı ve o zamandan beridir hep Kürtçe albümler yaptınız neden Kürtçe?

Kürtçe annemin dili, babamın dili, atalarımın dili. İnsan dili ile vardır,  millet dili ile vardır. Bütün diller güzeldir. Türkçe güzel bir dil, Farsça güzel bir dil, Almanca da güzel. Ama her insan önce kendi dilini sever. Bu noktada ben Kürtçe söylüyorum.  Benim yüreğimden çıkıyor, ruhumdan çıkıyor. Ben onunla yoğrulmuşum, onunla büyümüşüm. Aslında çok sefer başka dillerde de söyledim. Proje olursa yine söylerim. İngilizce söyledim daha önce.  Türkçe de söyleyebilirim, problem değil bu. Ama Kürtçe ana dilim. Ana diliniz zenginliğinizdir. Siz o dille zenginleşirsiniz. Ve Türkiye de bununla zenginleşir, büyür. Neden bugün Kürtçe okullarda öğrenilmesin ki? Türkiye bununla eksilmez ki, bilakis daha da büyür. Her millet kendi anadili ile öğrenim görmek, yaşamak, konuşmak ister. Türkiye’deki siyasetçilerden, başbakandan ve cumhurbaşkanından ricam Kürtçenin önünü açmalarıdır. Bekliyorum ve umuyorum ki Kürtçe resmi dil olsun vatanımızda. Söylemler artık doyurmuyor. Diyarbakır’a gidip biz kardeşiz demek yetmiyor. Söylem olarak güzel ama halk artık söylemlerle yetinmiyor.

“Açılım, açılım, açılım” dediler. Kürt halkını umutlandırdılar; sonunda açılımdan hiçbir şey çıkmadı. Günahtır. İnsanları umutlandırıyorsun, keyiflendiriyorsun sonra birden bire diyorsun ki valla bir şey yok. Olmaz böyle olmaz. Artık yeter. Her zaman söylediğim sözlerim: Kardeşlik, barış ve demokrasi.

Peki, geçmişle kıyaslandığında günümüzde, şimdi Kürtçe konuşmak, söylemek daha mı rahat?

Mesela Ahmet Kaya’dan bahsettin, Kürtçe bir şarkı söylemek istedi ve  ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Maalesef Fransa’da da hayatını kaybetti. Ama bütün hikâyelerin böyle olması gerekmiyor. Doğrudur koşullar şimdi daha iyi, daha iyiye gidiyor. Ama problem henüz çözülmüş değil. Var olan kanunların değişmesi gerekiyor. Artık Türkiye’ye yakışmıyor.  Türkiye, Avrupa birliğine girmek istiyor. Konumu ile bugün artık dünyanın 16. ülkesi konumunda. Türkiye dünyada büyük oynamak istiyor artık. Büyük oynayacaksan, bu sorun sana yakışmıyor. Kürtçe gibi bir sorun Türkiye’ye yakışmıyor. Biz artık ölümler olsun istemiyoruz. Halkın öldüğünü görmek istemiyoruz. Biz istiyoruz ki artık bu mesele barış yolu ile çözülsün. Demokrasi ile çözülsün. Her iki taraf içinde söylüyorum, bütün Türkiye için söylüyorum, artık insanlarımızın ölmemesi lazım. Bir de biz Kürtler, Araplarla, Farslarla yaşamadık gerçeği bu. Biz Türklere kendimizi daha yakın hissediyoruz. Mecliste çözülmeli bu mesele. Artık herkes; savaşla, şiddetle çözülmeyeceğini, hak hukuk elde edilemeyeceğini anlamış durumda.

Siz Mardin, Midyatlısınız ama uzun süre önce aileniz Suriye’ye göç etti ve Suriye’de bir iç karışıklık var, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok yerinde ve doğru bir soru. Ortadoğu artık değişiyor. Suriye de Ortadoğu’nun bir parçası. Türkiye’deki demokrasi anlayışıyla, Suriye’deki anlayışı kıyaslayamazsın bile. Türkiye ileriye doğru gidiyor. Gerçek demokrasi yolundan gidiyor. Türkiye’nin  önünde başka bir yol ya da engel kalmadı. Bunu gözümüzle görüyoruz ama Suriye… Orada insanların hiç bir hak ve hukuku yok. Ne Arap halkların ne de Kürt halklarının.  Bugün diktatör bir sistem var orada, sizde görüyorsunuz. Bir insan bunun nasıl yapabilir? Neden yapar? Benim inancım yüzde yüzdür ki, bugün Suriye’de işleyen sistem, yönetim anlayışı kalmayacaktır. Yüzde yüz bitecek, kalmayacak. Suriye de demokrasiye doğru gidecektir. Suriye’nin de önünde başka çare yok. Şu anda Suriye’ye hükmedenler, yönetenler, ne acıdır ki insanları büyük bir soğukkanlılıkla öldürüyorlar. Nasıl yapabilirsin? O çocuklara nasıl kıyarsın? Üzerlerine nasıl bombalar yağdırırsın? Bu meseleler öldürme ile bitmez, çözülmez. Bir Kürt siyasetçiyi de katletmişler. Meşal Temmo ne yazık, ne üzücü…Onun gibi bir insan… Yiğit. Demokrasi için, Kürt halklarının hakları için, Suriye’de Qamışlo’da çalışıyordu, hizmet ediyordu. Suriye devleti böyle bir adamı öldürdü. Maalesef 6 ayda binlerce de insanı öldürdüler; yazık ve üzücü. Türkiye’den de beklediğim, bütün gücü ile Suriye’deki bu değişime destek olmasıdır ve Suriye’ye demokrasinin gelmesidir.

Türkiye’ye dönmeyi düşünmüyor musunuz artık?
Ya ben yüzde yüz istiyorum memleketime, vatanıma dönmeyi senin de dediğin gibi.
Babamın, dedemin, atalarımın memleketidir; ben unutamam. Annem bu memlekette ter dökmüş, emek vermiş. Babam bu memlekette ter dökmüş emek vermiş. Ben bunu asla unutamam. Bazen ben hayal ediyorum ve rüyalarımda görüyorum evimin Van gölünün çevresinde olduğunu. Buraları güzelleştirdiğimi ya da Botan’ı, Siirt yakınlarını. Bu cennet mekânlarda yaşadığımı hayal ediyorum ya da atalarımın topraklarını, Midyat’ın çevresini cennet gibi hayal ediyorum. 

Batman konseri nasıldı?
İnsanın unutamayacağı bir şeydi. Ölene kadar içimde, anılarımda kalacak. Batman’ı unutamam ama bir Batman daha olmaz. Bir defa oldu yeter zaten. O konserin temel bir özelliği vardı. İlk gelişimdi memlekete, ilk olduğu içindi o büyük sevgi. Biz orada tarih yazdık.

Yeni konser var mı?
İsterim yine döneyim memleketime, konserler vereyim. Tıpkı Batman gibi yeni Batmanlar olsun inşallah.

Safiye Işıklı / CNN TÜRK