Diyarbakır Kent Müzesi açılıyor

129

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde üç yıl önce restore edilen tarihi Cemil Paşa Konağı 27 Mayıs, saat 19:00’da Kent Müzesi olarak hizmete açılacak. Sivil mimarinin en güzel örneklerinden olan konakta 18 farklı temadan oluşan envanterler sergilenecek

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak röleve, restitüsyon ve restorasyon çalışması yapılarak 2013 yılında hizmete açılan Cemilpaşa Konağı kent müzesi olarak açılıyor. 17. yüzyılda Diyarbakır’da konut olarak yapılmış mimari yapılarından biri olan Cemilpaşa Konağı 1880-1887 yılları arasında son şeklini aldı. Konak, Diyarbakır konut mimarisinin özelliklerini en iyi şekilde temsil eden bir yapı olarak, 2 bin metrekare üzerine kurulu. Haremlik, selamlık ile müştemilatın olduğu 3 bölüm ve 60 odadan oluşan bu konakta Cemil Paşa ailesi 1927 sürgününe kadar yaşadı. Konak daha sonra ilköğretim okulu, ipek böcekçiliği ve dokumacılığın yapıldığı bir alana dönüştürüldü. 1970’lerden sonra birkaç ailenin yaşadığı bir alan olarak terk edilmiş durumdaydı. 1998 yılında Cemilpaşa ailesinin talebi üzerine Çekül Vakfı tarafından ilk röleve çalışması başlatıldı ancak sonuçlanmadan kesintiye uğradı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi 2011 yılında konak varisleriyle anlaşarak açtığı kamulaştırma davası sonucunda konağı kent müzesi olarak hazırlamaya başladı. 2013 yılında röleve, restitüsyon ve restorasyan süreci tamamlanan mekan ziyaretçilere açıldı.

12 Nisan 2013’de yapılan ve 3 gün süren arama konferansı sonucunda Konağın Diyarbakır Kent Müzesine dönüştürülmesi kararlaştırıldı. Konferans sonucunda kent müzesinin konsepti belirlendi. Konsepti belirleyen Tetrazon firmasının teşhir, tanzim ve küratörlük tasarımıyla çalışmayı başlattı.

Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Daire Başkanlığı öncülüğünde Araştırmacı Zeynep Yaş, Arkeolog Ercan Alpay ve Antropolog Nejat Keskin’den oluşan üç kişilik bir ekiple çalışma başlatıldı. Sıfır malzemeyle başlatılan çalışmada hibe, geçici ve emanet olarak 1500 kayıtlı envantere ulaşıldı. Binlerce fotoğraf arşivi ve dijital arşiv oluşturuldu. Tasnif edilen bu eserler müze bünyesindeki kiosklarda, panolarda teşhir edilecek.

18 temadan oluşuyor

Müze; “İnançlar İnanışlar”, “Diyarbakır Halkları ve Kültürleri”, “Diyarbakır’da Yemek ve Mutfak Kültürü”, “Su ve Yaşam”, “Cemilpaşa Ailesi Özel Koleksiyon”, “Diyarbakır’da Eğitim”, “Diyarbakır Müziği ve Halk Dansları”, “Diyarbakır’da Sözlü Kültür”, “Çağdaş Sanatlar”, “Dil ve Yazılı Kültür”, “Diyarbakır’da Kent Yaşamı”, “Diyarbakır’da Üretim ve Ticaret”, “Diyarbakır’da Tarım Kültürü”, “Diyarbakır’da Hayvancılık Kültürü”, “Diyarbakır’da Olaylar ve İnsanlar”, “Diyarbakır’da Kent Gelişimi”, “Kentin Panoraması”, “Eğitim ve Proje Geliştirme Alanı” şeklinde 18 başlıktan oluşacak. Müzede ayrıca araştırmacılar için hafıza merkezi olacak.

Çok dilli ve engelsiz müze

Çok dilli olarak hazırlanan müzede panolar Kürtçe ve Türkçe, kiosklar Türkçe, Kürtçe, İngilizce olacak. QR okuyucular ile minimum 7 dilde sesli çeviriler yapılacak. Müzeden görme, işitme ve bedensel engellilerin rahatlıkla yararlanması için asansör, baril alfabesi gibi gerekli sistemler oluşturuldu.

Araştırmacı Zeynep Yaş, sıfır malzemeyle başlattıkları kent müzesinde teşhir, tanzim, dijital tamamen yenilikçi ve çağdaş müzeciliğin kendisini ifade edeceği bir müze oluşturma çabasını verdiklerini söyledi. Kentlilerin katılımı sonucunda malzeme toplamaya başladıklarını ifade eden Yaş, “Çünkü biz burayı başından bugüne kadar halk müzesi olarak planladık. Verdikleri materyallerin teşhir ve tanzimini yapmaya çalıştık. Bu konseptle kent müzesini oluşturuyoruz” dedi.

Hafıza Merkezi oluşturuldu

Diyarbakır’ın bütün kültürlerin bir arada yaşadığı ortak bir alan olduğunu anımsatan Yaş, tema başlıklarını da buna göre seçtiklerini ifade etti. Koleksiyon malzemesi, dijital malzemeler, fotoğraflar vb materyallerden oluşan malzemeleri bir bütün olarak gördüklerini söyleyen Yaş, müzede aynı zamanda araştırmacılara hizmet vermek amacıyla bir hafıza merkezi oluşturduklarını belirtti. Geçmişten bugüne kadar kent belleğini derleyip toparlamaya yönelik bir çalışma yaptıklarını ifade eden Yaş, “Burada yaşayan bütün halkların kendisinden geriye bıraktığı bir olay, insan ilişkisi, hikaye, eser ne varsa biz burada onları derleyip toparlamaya çalıştık” dedi. Kentin belleğinin daha çok sözlü anlatım üzerine olduğu için eser bulmakta zorlandıklarını aktaran Yaş, “Biz bu kente güvenerek başladık. 8 bin yıllık geçmiş varsa derlenip toparlanacak çok şey vardır dedik. Burası aynı zamanda bir talan ülkesi 30’dan fazla medeniyetin ya da kültürün kurulup bozulduğu bir memleket olmasından kaynaklı. O değişimler sonucunda burada talanların oluştuğu ve geriye kalan şeylerin çok tahrip edildiğini söylemek mümkün”

Kenti hikayeleriyle anlatacağız

Kent müzelerinin arkeolojik müzeler niteliğinde olmadığı için 1853 sonrasını kullanabildiklerini anlatan Yaş, “malzemeleri hikayeleriyle birlikte buraya taşıyarak, nasıl bir geçmiş yaşandığını ziyaretçilere sunacağız” dedi. Kent müzesi kapsamının kendini sürekli yenileyebilen ve farkındalık yaratan bir alan olduğunu ifade eden Yaş, “Kentte bulunan bütün argümanlarla birlikte derli toplu bir hikaye oluşturma var burada. Dışarıdan gelen biri bu müzeyi gezdikten sonra bu kenti daha başka tanımış olarak çıkacak. Kuruluşundan bugüne kadar bir bütün olarak burada yaşayan halkları görebilecek, burada inanılmış inançları, buradaki çocukların nasıl büyüdüğünü, kültürün birbiriyle alıp verirken bunlar arasında dayanışmayı görebilecek. Komşuluğu, köylülüğü, kentliliği görebilecek. Melodisini hissedebilecek. Bir bütün olarak geçmişi bugünle, bugünü geçmişle buluşturma alanı olarak planlıyoruz ”

Kent Müzesi Pazartesi hariç saat 09:00-19:00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak.

 

Bircan Değirmenci