Archive for category: Yorum
/ 05 Eylül 2011 09:13
Yönetmen Kazım Öz, 20. yılını geride bırakan MKM’nin Kürt sinemasındaki rolünü değerlendirdi: “Tiyatroyu hep gördüklerimiz üzerinden tanımlardık. Bildiğimiz tek şey coğrafyamızda doğallığında bulunan öykülerin karşımıza çıkmasıydı. MKM biraz da bunu yıktı. Hayalini kuramadığımız şeyleri hayal etme fırsatı sundu.”
/ 23 Ağustos 2011 11:38
Kürt müziğinin duayenlerinden Egîdê Cimo, hayatını ve Kürt müziğini anlattı: “Benden önceki ve benim kuşağım sanatla Kürtçe’nin ruhunun kaybolmamasını sağladılar. Müzik gelişiyor. Kürt müziğinin de gelişmesi gerekiyor.”
/ 23 Ağustos 2011 10:51
Edebiyat, yazılı ve sözlü olmak üzere iki şekilde varlığını sürdürebilir. Bu iki türün ortaya çıkış şekli ve gelişimi de, o toplumun sahip olduğu imkanlara göre değişiklik göstermektedir. Yazılı edebiyat, bir eserin yüzyıllar sonrasına bir miras olarak kalmasına büyük bir katkı sunar ancak yazılı edebiyat kültürü çok eskilere dayanmayan toplumlarda, sözlü kültür ya da masal/hikaye olarak da adlandırabileceğimiz tür devreye girer.
/ 23 Ağustos 2011 10:35
Yılana biçilen anlam, toplumsal bilinç tarihinin iki kaynağında gizlidir. Biri anaerkil çağdır, öbürü ataerkil dönemdir. Anaerkil çağdan kalma hikaye ve destanlarda yılana olumlu anlamlar yüklenilirken, ataerkil çağa ait hikaye, masal ve destanlarda yılan düşman olarak görülür, kötülüğün sembolü olur
/ 16 Ağustos 2011 10:47
Günde ortalama 5 kadının ‘aldatma’, ‘boşanma’, ‘aşk’, ‘namus’ gibi gerekçelerle öldürüldüğü Türkiye’de, kadın cinayetleri en yakıcı sorun olarak gündemdeki yerini koruyor
/ 15 Ağustos 2011 09:30
Dersimli müzisyen Taner Akyol, dünyaca ünlü güçlü ses Marıa Farantourı ile ortak bir albüm yaptı. Ortak çalışmada Farantourı Zazaca bir şarkı da okudu. Akyol, albümde Zazaca’ya yer vermekle “Köklerime bir damla su verdim” diyor
/ 15 Ağustos 2011 09:06
Koçero, ömrünün 13 senesini dağlarda eşkıyalık yaparak geçirir. Müslüm Üzülmez de “partili” olunca, kendisine verilen “Koçero” kimliğini hiç sorgulamadan kabul eder. O, artık TKP’li “Yoldaş Koçero” olur
/ 08 Ağustos 2011 11:59
“Rabe lawo em herin welatê xwe, Cî meskenê cem bawu kalanê xwe Mirin xweşe tew dostû pismame wxe” Yakın günlerdi Diyarbakır Sur içinden Urfa Kapı’ya çıkıp hemen sola kıvrıldığınızda şimdilerde cemaatlerinin epeyce azalmış olmasından dolayı hayli garipleşen, mahzunlaşan, küçülerek / küçültülerek adeta dört duvar arasına sıkışan; şehrin Ermeni, Süryani ve Keldani sakinlerinin birlikte kullandıkları Hristiyan mezarlığına Hıdırşahlardan Süryani Sevim Hanım’ın
/ 08 Ağustos 2011 09:41
Kültürel mirasımızın yeniden hatırlanması Hükümetin asimilasyon politikasından dolayı bölgenin halk mirası yıllarca horlanmıştır. Daha sonraki yıllarda da devlet, bu siyasetinde o kadar başarılı olmuştur ki bölgesel halk mirasını yok etmeyi yörenin insanlarına bırakmıştır. Bir anlamda mağdura,kendi eliyle kendisini yok etmek öğretilmiştir…
/ 08 Ağustos 2011 09:38
Dersim müziğinin kapsamı Dersim’de halk müziği mirasından bahsettiğimizde biraz düşünmemiz gerekiyor; Dersim’in geniş coğrafyasında Zazaki,Kurmand, Ermenice, kısmi olarak Türkçe inlerce halk ezgisi,dansları ve destanlar icra edilmiştir. Birçok insanımızın arasında Dersim denilince halen bugünkü Tunceli akla gelmektedirveya bazılarımızda sanki coğrafyamızda sadece Zazaca koşuluyormuş gibi bir eğilim söz konusudur