Bizler Kürtçe’nin ruhunu koruduk

99

Kürt müziğinin duayenlerinden Egîdê Cimo, hayatını ve Kürt müziğini anlattı: “Benden önceki ve benim kuşağım sanatla Kürtçe’nin ruhunun kaybolmamasını sağladılar. Müzik gelişiyor. Kürt müziğinin de gelişmesi gerekiyor.”

Flütünün ezgileri yaşamının ruhu

Ermenistan’ın Hoktonberyan alanındaki Erdeşer köyünde 1932 yılında dünyaya geldi Egîdê Cimo. Çocukluğundan beri düğünlere ve müziğe büyük ilgi duydu. Özellikle flüt… Çocuk yaşlarda büyük bir aşkla başladı Egîdê Cimo’nun flütle ilişkisi. Köylerinin hemen dışında kamışlar yetişir, o da o kamışlardan flüt yapardı kendine. İlk kez flütü eline aldığında sekiz yaşındaymış. Hemen her gün evin damına çıkıp flüt çalarmış. Tabii ki ilk dinleyicileri köylüleri, komşuları olmuş. O dama çıktığında, komşuları da, “Hadi köylüler, Kejo yine flüt çalmaya başladı” diyerek toplaşırlarmış. Derken bir gün, adıyla sanıyla ünlü Şamîlê Beko konser vermek üzere köylerine gelir ve köyün ileri gelenleri Egîdê Cimo’yu onunla tanıştırmak isterler. İşte o gün, hayatı değişecektir Egîdê Cimo’nun… Şamîlê Beko’nun heyecanla huzuruna çıkan Egîdê Cimo başlar flütünü çalmaya. Kolay değil, çünkü ünü bütün Bölge’ye yayılmış büyük bir sanatçıdır Şamîlê Beko. Cimo’nun mini konseri bittiğinde ekibe katılır, artık o günden sonra Şamîlê Beko’nun ekibiyle gezmeye ve çalışmaya başlar.

Erivan Radyosu’nda 35 yıl

1955 yılında Erivan Radyosu’nun Kürtçe bölümünün sorumlusu Casimê Celîl’dir. Müzisyen olarak çalışması için Egîdê Cimo’yu çağırır. Egîdê Cimo’ya göre “Zaten o zamanlar Erivan’ın Sesi Radyosu aydınlanmanın ve müziğin bir kalesidir.” Bu öneriyi hemen kabul eder Egîdê Cimo. Bundan sonrasını ondan dinleyelim: “Benim için Erivan Radyosu’nda çalışmak büyük bir onurdu. Birçok değer üretildi, birçok müzisyen, dengbêj ve sanatçı arkadaşlarla Kürt halkı için güzel eserler yayınlıyorduk. Radyo çalışmalarının yanı sıra Kulize, yani Romanos Melikyan Müzik Enstitüsü’nde okuyordum. Beş yıl aradan sonra 1967’de müzik yüksekokul diplomasını aldım. O süreçte birçok yeni Kürtçe nota yazdım. Yaptığım birçok notayı Levo Arayan, Karacanyan gibi birçok Ermeni müzisyen kullanmıştır. Bunun yanında birçok dengbêjin şarkılarına, Kürt şairlerin şiirlerine nota yazdım. Şêroyê Biro, Karapetê Xaço gibi dengbêjlerle de birlikte çalıştım. Erivan Radyosu’nda tam 35 yıl çalıştım. Radyodaki 35 yıllık emeğim sonucu birçok değer ortaya çıktı. Umarım yeni nesiller bunlara sahip çıkar.”

‘Kürtçe’nin ruhunu koruduk’

Egîdê Cimo, Kürt müziğinin bugünkü izleğini de yakından takip ediyor. Modern enstrümanlarla yapılan çeşitli stillerdeki müziklere yabancı değil. Kürt sanatının ufkunun açık olması için her katkıya büyük değer biçiyor. Bölge’yi dolaşmayı, hani ömrü vefa ederse ülkenin dört bir yanında konserler vermeyi, yeni neslin müzik alanındaki gelişimine katkı sunmayı amaçlıyor. Kürt müziğinin büyük duayenlerinden biri olan Egîdê Cimo, flütü ve sanat yaşamını şöyle anlatıyor: “Benden önceki kuşak ve benim kuşağım yaptığı sanat ile Kürtçe’nin ruhunun kaybolmamasını sağladılar. Şimdi zaman ilerliyor, müzik gelişiyor. Kürt müziğimizin de gelişmesi gerekiyor. Birçok yeni sanatçımız da yeni stile göre hareket ediyor. Ne tarzda söylerlerse söylesinler, önemli olan Kürtçe orijinal tarz esasında kendilerini geliştirmeleridir. Zaten müziğimiz her zaman davul ve zurna esasına göre gelişecek değil ya. Her sürecin kendisine göre bir stili var. Genç müzisyenler arasında dengbêjliğe ilgi azalıyor. Ama onlar daha genç, farkında değiller. Bakınız birçok yabancı akademisyen Kürtlerdeki dengbêjlik üzerine onlarca eser hazırlıyor. Dengbêjlik biz Kürtlerin klasik müziğidir. Kürt müziğinin özüdür.”

Hayatında flütün anlamını tarif edilemez bir noktada gören Cimo, son olarak şunları ekliyor: “Benim için flütün ezgisi yaşamımın ruhudur. Flüt benim bütün hayatımdır” diye devam eden ünlü dengbêj, “tabii ki flüt çalıyorum, onsuz hayatın pek bir anlamı yok” diyor.